Giriş     Üye ol
Eski ve yeni liderler aynı cenazede  * Bursa'da ilk 11'ler belli oldu  * Şimdi de LPG'cilik moda! * Bahçesinden servet çıktı  * Milli tenisçiden büyük başarı  * Niyetini ortaya koydu  * Sarkozy'nin ikizi çıktı! *  

KRİZ KRİZE BENZER

Fatih Sorgun
Fatih Sorgun

Kriz, Türkiye için sık sık maruz kalınan, yediden yetmişe hiç birimizin yabancısı olmadığı bir kavram. Ama son zamanlarda bir “ekonomik kriz” vakıası var ki, değmeden geçtiği kimse yok. Krizle temas konusunda kimileri “teğet”, kimileri “şafaktan” temas değerlendirmeleri yapadursun, biz bu konunun küresel boyuttaki ilginç geçmişini hatırlatmak istiyoruz. Modern iktisatta, “ekonomik istikrar” için, “iki kriz arası dönem” tanımına dahi rastlamak mümkündür. Dolayısıyla krizler istisnai değil, her zaman, her yerde, muhtelif biçimlerde olan hadiselerdir demek yanlış olmaz. İşte dünyadaki önemli krizlerden bazıları. Eminim hepsi de size tanıdık gelecektir. ABD’deki 1929 Buhranı Aslında ABD’de kriz kendini göstere göstere gelmişti. Ama kimse bu gelişi görmek istememişti. 1928 sonunda borsa düşmeye başlamış, buna karşılık bankalar faizleri artırarak yatırımcıların hisse alımlarını pahalı krediler ile finanse etmesini önlemeye çalışmıştı. Fakat spekülatif olarak şişen borsadaki hisselerin en az %10’u kredi ile alınmıştı. Dow Jones 20’li yıllarda 100’den 331’e çıkmıştı. Ama süreç, kısa vadeli ve yüksek faizli krediler sonucu, hem büyük, hem de küçük işletmelerin borca batmasıyla sonuçlanmıştı. Hisse senetlerinin fiyatındaki korkunç artış, yatırımcıları pahalı ve aşırı borçlanarak kâğıt toplamaya yöneltmişti. Ekonomik durağanlık borsaya yansıyıp birkaç holdingin kâğıtları değer yitirince, 1929 Ekim’inde yatırımcılar kâğıtlarını ellerinden çıkarmaya başlamışlardı. Sonuçta, borsa 21 gün boyunca sürekli düşmüş, 4.000 banka batmış, binlerce insanın mal varlığı yok olmuştu. Daha krizin ilk gününde birçok yatırımcı için, hisse alımında kullandığı kredi borcunu geri ödemek imkansız hale gelmişti. Birçok insan geçimi sağlamak ve gıda ihtiyacını karşılamak için meyve-sebze yetiştirmeye ve ihtiyaçlarını takas ile karşılamaya başlamıştı. ABD ekonomisi 1929’da tanıştığı “talep eksikliğini” gidermekte uzun süre zorlanmıştı. Asya Krizi 1997-1998 yıllarında Doğu Asya’da finans ve ekonomi sahalarında kriz baş göstermişti. Mart 1997’de Tayland’da ortaya çıkan kriz kısa sürede bütün Asya kaplanlarını etkisi altına almıştı. En çok etkilenen ülkeler Endonezya, Güney Kore ve Tayland olmuştu. Ama Malezya, Filipinler, Singapur, Çin ve Tayvan da bu ekonomik fırtınadan paylarına düşeni almışlardı. Ama krizi asıl ağırlaştıran, soruna Japonya’nın da dahil olmasıydı. 1998’de Endonezya yüzde 13,7, Tayland yüzde 8,0, Güney Kore yüzde 5,5, Hong Kong yüzde 5,1 ve Filipinler yüzde 0,5 küçülmüştü. İşsizlik Güney Kore’de yüzde 2’den yüzde 6,8’e, Malezya’da yüzde 5,2’den yüzde 8,0’a çıkmıştı. Hatta Endonezya’da yüzde 22’ye ulaşmıştı. IMF 1997-1998’de Tayland, Endonezya ve Güney Kore’ye 39 milyar Dolar aktarırken, Çin, yüksek döviz rezervinin yardımı ile krizi fazla yaralanmadan atlatmıştı. Japonya’da balon, diğerlerinden birkaç yıl sonra, 1990’da patlamıştı. Taşınmazların değeri çok kısa bir sürede yüzde 25 düşmüş, birçok banka ve sigorta şirketi iflasını talep etmiş, birçok yönetici harakiri yapmıştı. Arjantin Krizi Arjantin’de 1998-1999’da durgunluk yaşanmış, devamında 2001-2002’de finans sistemi çökmüştü. Başkan Rua’nın istifası da ciddi bir siyasi istikrarsızlığa neden olmuştu. Arjantin ekonomisi yüzde 21 küçülürken, 2002 ortasında ülkenin yüzde 57’si fakirlik sınırının altına inmişti. Arjantin, krizden çıkışın yolunu daha fazla borçlanmakta, alınan paraları üretim, istihdam ve ihracatı finanse etmekte bulmuştu. Arjantin 2003’de yüzde 8,9 ve 2004’te yüzde 8,8’lik büyüme oranları yakalayarak krizi atlattı. Ama yaşanan sürecin sosyal maliyeti çok yüksek oldu. Rusya Krizi Rusya 1998-1999’da, Asya krizinin devamında kendi krizine girmişti. Rusya’nın bütçedeki delikleri kapatmak için kısa vadeli kredi ihtiyacı büyüktü. Büyük bütçe açığı, vergi gelirinin düşüklüğü, devlet şirketlerinin verimsizliği, yolsuzluklar ve kayıt dışı ekonominin büyüklüğü, Asya krizinin şokunu üzerinden atamayan yabancı yatırımcıyı etkiliyordu. Devletin çalışanlarına maaş borcu vardı ve grevler ard arda geliyordu. 148 milyon Rus’un sadece 5 milyonu vergilerini ödüyordu. Fabrikalar mal satamıyor ve bu yüzden maaşlar da ödenemiyordu. Bu şartlarda başlayan krizden devlet ve yatırımcı kayıpla çıkarken, Rus oligarşisi servetine servet eklemişti. Mayıs 1998’de yüzde 150’lere ulaşan faiz, devalüasyona gitmemekte direnen Moskova’nın, her krize giren devlet gibi, tasarruf paketi açıklamasına neden olmuştu. Rusya, dev petrol şirketlerini, telekomünikasyon şirketini özelleştirmek zorunda kalmıştı. IMF’bin talebi ve baskısıyla reformlar yapılıyordu. Ünlü spekülatör Soros’un iknasıyla yapılan yüzde 25’lik devalüasyon, Moskova Borsası’nı çökertiyordu. Rusya, ancak 2000 yılından itibaren, artan petrol ihracatı ile kendisine gelebiliyordu. Küresel Kriz 2007 ilkbaharından itibaren ABD taşınmaz piyasası kilitlenmeye başlamasıyla ortaya çıkan son küresel krizin maliyeti trilyonlarca dolarla ifade ediliyor. 2007 başında ABD’de geri dönmeyen ve ödenmeyen krediler son yılların en üst düzeyine ulaşıyordu. Faizlerin yükselişi ve taşınmaz fiyatlarının düşüşü sistemi tıkıyor, sonunda da çöküşe yol açıyordu. Ya Yüzersin, Ya Batarsın Krizlerin ortak noktaları aşırı borçlanma, yükselen faizler, finans sektörünün çökmesi, para biriminin değer kaybetmesi, ekonomide durgunluk, işsizliktir. Ayrıca, gerçek anlamda üretime hizmet etmeyen hisse senedi ve emlak gibi piyasalardaki aşırı şişkinlikler de krizlerin ortak özellikleri arasında yer alıyor. Eğer dünyaya entegre olmuş ve uluslararası sistemin içinde yer alan bir ülke iseniz, bir başka yerde yaşanan kriz mutlaka size de etki ediyor. Kimi ülkeler gibi bedelsiz ürettiğiniz petrolünüz yoksa, bu dalgalı denizde yüzmeyi öğrenmek zorundasınız.

Yazı tarihi: 25-03-2010
Bu yazı 566 kez görüntülendi.

Arkadaşınıza gönderin

Bu habere ilk yorumu siz yapın

Köşe yazısını yorumla


Notice: Undefined index: katid in /home/kulhaber/public_html/inc/haber_yan.php on line 3

Köşe yazarlarımız

Foto Galeri